NSU Prozess Demo – Aufruf auf türkisch – ANTIFASIT YÜRÜYÜS

Naziler Öldürüyor, Devlet Destekliyor

ANTİFAŞİST YÜRÜYÜŞ – 13 NİSAN 2013 CUMARTESİ (MÜNİH/STACHUS) – AFFETMEYECEĞIZ, UNUTMAYACAĞIZ!

Nazi Hücresi NSU’nun (Nasyonal Sosyalist Yeraltı) suçlarından dolayı Beate Zschäpe ve dört Neonazinin davaları 17. Nisan 2013’te Münih´te başlayacak. 13 sene boyunca kendisinden olmayan insanlara karşı kin ve nefretle dolu olan bu ırkçı katiller sürüsü engellenmeden Almanya’da 10 insanı (bir polis hariç) Türk, Kürt yada Yunan olduklarından dolayı vurdu ve diğer insanlarıda bomba atarak yaraladı. Başka bir örneği olmayan bu seri cinayetler, polisin ve gizli istihbaratın içinden bazı kesimlerin nazileri desteklemesinden dolayı mümkün hale geldi ya da bu katillere bilerek göz yumulmasından dolayı işlenebildi. 13 Nisan 2013 Cumartesi günü katledilen insanları anmak ve devletin bu cinayetlerdeki sorumluluğunu teşhir etmek için bir yürüyüş düzenliyoruz. Faşist ve ırkçı saldırılara karşı etkili olan her türlü direniş biçimlerinin inşaası için herkesi mücadeleye çağırıyoruz.

Devletin NSU-katillerini durduramamasının nedeni kendilerinin dedikleri gibi bilinçsiz yapılmış olan hatalardan kaynaklanmadı. 90’larda Militan Neonazi çevrelerin içersinde ki birçoğu önder kadro Anayasayı Koruma Örgütü için çalıştı ve bunun sayesinde onlar tarafından korundu, suç takipi yapılmaması sağlandı ve finanse edildi. Artık şu kesinleşmiştir: NSU’yu destekleyen birçok Nazi’de Anayasayı Koruma Örgütü için calışıyordu. Bu Nazi örgütü gizli istihbarat tarafından finanse edildi ve bir polis ispiyoncusu da bunlara patlayıcı madde veriyordu. Anayasayı Koruma Örgütü Nazi Çetesinin bulundukları yeri, silahlı olduklarını ve suikast planladıklarını biliyordu ve onları deşifre olmamaları için ve tutuklamalara karşı korudu. Elbette Anayasayı Koruma Örgütünün seri cinayetlerin naziler tarafından işlendiğinin ortaya çıkmasından sonra, çok sayıda belge ve tutanakları imha etmesi hiç kimseyi saşırtmadı. Bu cinayetinin kimler tarafından işlendiği ortaya çıkmadan önce polis bu cinayetlerin ırkçı arkaplanını ve her türlü ipucunu saklıyordu ve ırkçı bir mantıkla „Döner-Cinayetleri“ adı altında soruşturma açmıştı. Kurbanlar ve aileleri zanlı olarak görüldü: Polis ve medya senelerce mağdur olan kurbanları ve ailelerini mafyayla bağları olduklarını göstermeye çalıştı.

Kendini savunabilen bir antifaşizm için

Irkçılık öldürüyor. Faşizm bir cinayet ve terör ideolojisidir. 1990′dan bugüne kadar Almanya’da en az 182 insan faşist ve ırkçı saldırılarda hayatını kaybetti. Bu şidette karşı kendimizi savunabilmeliyiz ve Neonazi-Ağlarını yıkmalıyız. Devlet Neonazilerin örgütlenmelerine ve insanlık dışı ideolojilerini ve kışkırtmalarını yaymalarina izin veriyor ve bunu garanti altına alıyor. O yüzdende NPD vergi paralarıyla finanse ediliyor, devlet ajanları yani Anayasayı Koruma Örgütünün çalışanları Nazi-birimleri kuruyor ve polis ekipleri Nazi yürüyüşlerinin güzergahını şiddet kullanarak açıyor.

Sınır halkların arasında değil, aşağıdakinin ve yukardakinin yani zenginin ve fakirin arasındadır

Devletin kendisi ırkçı bir politika yürütüyor. Almanya toplumu ırkçı kriterlerle göre kurulan sınıflı bir toplumdur. Alman vatandaşı olmayanlara, özellikle Türkiye, Doğu Avrupa, Arap veya Afrika ülkelerinden gelen insanlara çoğu zaman ikinci sınıf muamelesi yapılıyor. Her oturma ve calışma izninin uzatılması memurların vicdanına bırakılıyor ve çoğu zaman bu çalışma izinleri Almanlardan çok daha düşük bir ücretle ve daha zor koşullarda çalışma ve sömürülme zorunluluğunuda beraberinde getiriyor. Göçmenlerin Almanlara göre iş bulma imkanı daha düşük ve yoksullaşma rizikosu almanlarınkinden iki kat yüksektir. Göçmen ailelerin çocukları eğitim sisteminden dışlanıyor. Almanya’nın en çok sömürülen ve yoksullaşan yüzü göçmedir. Inşaatlarda, temizlik şirketlerinde ya da McDonalds’da kasanın arkasında en çok calışanlar ve bunun çilesini çekenler kim? Hangi kesim? Onlarca anket ve araştırmalar bu durumu her defasında göz önüne getiriyor. Bugün bile Almanya ve AB’nin sınırlarını kapatması yüzlerce insanın canına mal oluyor. AB kapıları mültecilere tam anlamıyla kapalıyken çok düşük işçi maaşlarıyla üretilen ve ithaal edilen nadir metaller, bilgisayarlar ve tekstiller için kapılar tabiki ardına kadar açık. Her yıl Akdenizde yüzlerce insan Avrupaya ulaşma umuduyla hayatını kaybediyor.

Sarazzin Teoridir, NSU bunun pratiğidir

Göçmenlere karşı ırkçı önyargılar ve yalan kışkırtmaları toplumda gittikçe yayılıyor. Almanya eski merkez bankası yönetim kurulu üyesi Thilo Sarrazinin (SPD) müslüman ülkelerden gelen göçmenleri genetik olarak geri zekalı, tembel ve kriminal olduğunu içeren kitabı, bilimsel olarak yalanlanmasına rağmen, satış rekorları kırıp onu milyoner yaptı. Sarrazin insanlık dışı bir teoridir, NSU ise onun katliamcı pratiğidir.

Peki kimin işine yarıyor?

Günümüzün kapitalist sistemi tarihinin en ağır krizlerinden birisini yaşıyor. Bu krizin masraflarını kim ödeyecek? Alman hükümetinin cevabı belli: Sermaye sahiplerinin azami karı için yardım paketleri – ve böylece işçi sınıfına çıkan faturanın bedeli: devlet borçlanması ve kısıtlama paketleri. Almanya’nın yüzde onunu oluşturan en zengin kesim sermayenin yarısından fazlasına sahip. Banka ve yatırımcıların karlarını garantilemek için milyarlarca euro büyüklüğünde yardım paketleri hazırlanıyor. Bu paketler sadece vahşi ve büyük kısıtlamalarla yani düşük maaş, emeklilik ve sosyal yardımlardan yapılan kesintilerle finanse edilebiliyor. Bu durumu yönetenlerin kendilerince suçluları sunmalarıyla yada göstermeleriyle idare etmeye çalışıyorlar. Hedef tabiki toplumun en düşürülmüs kesimi oluyor: suçlu „yabancılar“, „müslümanlar“ ve „mülteciler“. Buna karşı hep birlikte direnişimizi gösterip mücadele edelim. Sömürücü kapitalist sistemin yok olması için.

Sömürüye ve baskıya karşı enternasyonal dayanışma +++ Nazi Birliklerini ve devlet destekçilerini deşifre edip onlara karşı savaşalım +++ Antifaşizm direnişçi ve kendini savunabilir olmalıdır +++ Antifaşist öz savunma birimleri kurulmalı

AFFETMYECEĞİZ, UNUTMAYACAĞIZ!

—————————-

Antifaşistlere karşı devlet baskısı

Neonazilere karşı mücadele eden antifaşistleri devlet düzenli olarak takip ediyor. Dresden’de 2010 ve 2011 yılında binlerce insan başarılı bir şekilde almanyanın her tarafından gelen nazilerin yürüyüşünü engelledi. Yürüyüş sonrası Polis Antifaşistleri kriminal örgüt olarak suçlayarak takip etti, birçok ev araması yaptı ve 200.000 telefon ispiyonladı. 19 yaşında ki Deniz K. Nürnberg’de kendisini bir antifaşist yürüyüşte polis saldırısına karşı koruduğu için 2 buçuk yıllık bir hapis cezası aldı. Münihte şu anda 21. Ocak 2012’de bir Nazi yürüyüşünü engellemek suçundan dolayı iki tane dava sürüyor. Buda faşist örgütler için devlet desteğidir.

 

Dieser Beitrag wurde unter Artikel abgelegt und mit verschlagwortet. Setze ein Lesezeichen auf den Permalink.